ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  14- MUHKEM, MÜTEŞABİH VE TE´VİL
 

14- MUHKEM, MÜTEŞABİH VE TE´VİL

 

Kur`an-ı Kerim`de bir ayeti anlarken, o ayetteki anahtar lafzın, sonraki dönemlerde gelişen ıstılahi ve teknik analmına değil, Kur`an-ın indiği dönem arapçasındaki manasına itibar edilmelidir. Çünkü bazı kelimeler, dil tarihi içerisinde farkı manalar kazanabilir, ve bu manalarla, vazi olan asıl manalar arasında çogu kez büyük farklılıklar ortaya çıkar.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

هُوَ الَّذِيَ أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ في قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاء الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاء تَأْوِيلِهِ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ ِلاَّ أُوْلُواْ الألْبَابِ{7}


“Sana bu Kitab’ı indiren odur. Onun bir kısmı muhkem âyetlerdir. Onlar Kitab’ın anasıdır. Öbürleri ise bunlara benzerdirler (müteşâbih). Kalplerinde kayma olanlar, fitne çıkarma isteği ve onu tevil isteği ile benzer (müteşabih) olana uyarlar. Oysa onun te`vilini Allah’tan başkası bilmez. Sağlam bilgi sahipleri şöyle derler: «Biz buna inandık; hepsi de Rabbimiz katındandır.» Böyle düşünenler sadece temiz akıl sahipleridir.” (Âl-i İmrân 3/7)

 

I.                   Ayette geçen anahtar lafızlar

 

Bu ayeti kerimenin sağlıklı anlaşılabilmesi için, anahtar durumdaki muhkem, müteşabih ve te`vil kelimesinin Kur`andaki ve indiği dönem arapçasındaki manalarına kısaca bakarcağız.


Allah Teâlâ şöyle buyurur:
 

الَر كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ {1}

“Elif, Lam, Ra. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra hakîm olan ve her şeyin iç yüzünü bilen Allah katından ayrıntılı olarak açıklanmıştır.” (Hûd 11/1)

Muhkem, sağlamlaştırılmış, güçlü, hikmetli demektir. Bazı âyetler, “şöyledir veya değildir“ diye hükümler içerir. Onlar muhkemdir. Bir de onları açıklayan âyetler vardır. Allah Teâlâ, bunlar arasına benzerlik koyarak birlikte ele alınmalarına imkan vermiştir. Böylece ayetler arasında ikili ilişkiler ağı oluşmuştur. Bunu şu âyet vurgulamaktadır:

اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَاباً مُّتَشَابِهاً مَّثَانِيَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ ذَلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاءُ وَمَن يُضْلِلْ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ {23}

“Allah sözün en güzelini, birbirine benzer (müteşabih) ikişerler olarak (bibirine benzer iç içe ikili mânalar ifade eden)  bir kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah'ın zikri/Kur'an'ı karşısında yumuşar. Bu, Allah'ın kılavuzudur ki, onunla dilediğini/dileyeni hidayete erdirir. Allah'ın saptırdığına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur“  (Zümer 39/23)

Müteşâbih, iki şey arasındaki benzerliği ifade eder. Müteşâbih ayetler birbirine benzerliği olan âyetlerdir. “ikişerler“diye tercüme edilen mesânî =
مثَانِي
kelimesi, bir ayetin, bir çok ayetle benzerlik taşıdığını ve ikili ilişki içinde olduğunu gösterir.

Te`vil lügatte: „birşeyin akibet ve sonucunun ortaya çıkması“ demektir.
Kur`anı Kerimde te`vil kelimesi onbeş kadar yerde geçer, ançak hiçbir yerde bu kelimeye „tefsir“ anlamı verilmemiştir. Örenek olarak şu iki ayete bakabiliriz:

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından (te`vil) daha güzeldir. (4-Nisa 59)

Ve (Yusuf), ebeveynini tahttın üzerine çıkardı. Hepisi O`na secdeye kapandılar. O dediki:“Babacığım , işte daha önceki rüyamın te`vili (ortaya çıkışı). Hakikaten Rabbim onu gerçek kıldı. (12-yusuf 100)

 

Te`vil sözü Kur`anı Kerimde :“Birşeyin akibeti, varaçağına  varması, mahiyeti ve hakikatı“ manasına gelmesine rağmen, ve bunu ifade eden ilk dönemlere ait birçok sahih rivayet bulunmasına rağmen, bu kelimenin sonradan kazandığı ıstılahtaki „tefsir ve beyanmanasına göre birçok Kur`an ayeti yorumlanmış ve en önemlisi, Al-i İmran suresindeki ayetin tefsirinde fahiş bir hata yapılmıştır. Buna göre „Kur`anda tefsiri ve anlaşılması mümkün olmayan, manası ancak Allah Tealaya malum bulunan birtakım ayetler vardır“ gibi, mübin olan Kitab`a, layık olmayan bir özellik yakıştırılmıştır.

 

Sözkonusu ayette, fitne aradıkları ve te`villerini arzuladıkları için, Kur`an`ın müteşabihlerinin ardına düşen kimselerden söz ediliyor ve bunlar bu hareketlerinden dolayı kınanıp kötüleniyor.

 

Gerek Necran Hıristiyanları, gerek Yahudiler, gerekse daha başka fikir ve ideoloji temsilcileri, mahiyeti itibariyle aklın konusu dışında bulunan birtakım hakikatler ve gelecekte ortaya çıkacak olaylar hakkında kendi amaçları doğrultusunda birtakım tahminler yürütmek istemişler, bunun üzerine Yüce Allah, sözkonusu ayette bunun yanlışlığını ve imkansızlığını beyan etmiş, bu hareketi ve sahiplerini kınamıştır. Ayetin nuzul sebebiyle ilgili rivayetler böyledir.[1]

Dolayısıyla bu ayette Allah`tan başka kimsenin bilemeyeceği müteşabihlerden maksat,

-Kiyametin Vukuu, Ümmetin eceli gibi gelecekte vukuu bulacak ve gayb olduğu için   bilinmesi imkansız olan olaylar,

-Allahü Teala`nın zat ve sıfatlarıyla ilgili olup, mahiyeti ve hakikatleri aklın bilgi hududu dışında bulunan gerçeklerdir.

 

Te`vil kelimesini doğru anladıktan ve ayetin nuzul sebebini de gördükten sonra, bu ayetin nasıl anlaşılması gerktiğine gelelim. Dikkat edilirse, Al-i İmran ayetinde, müteşabih ayetlerin anlaşılamayacağı ve onları anlamak istemenin yasak olduğu söylenmiyor. Ayette anlatılmak istenen hususlar tamamen başkadır, bunlar:

a-                                                                                       فَأَمَّا الَّذِينَ في قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ Ayette, istikameti ve niyeti bozuk, kalbi yamuk insanların, müteşabih ayetleri istismar ettikleri, bu ayetleri kendi amaçları doğrultusunda kullanmak istedikleri, dolayısıyla bu kimselerin önyargılı ve peşin fikirli oldukları belirtiliyor.

 

b-                                                                                      فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْه Ayette, Kur`anı Kerim`e O`nun istediği kurallar dahilinde, dengeli ve bütüncül yaklaşmamanın yanlışlığı, yalnızca müteşabihleri ele alıp, muhkemleri ihmal etmenin, Kur`anı eksik anlamaya sebep olacağı belirtiliyor. Sadece müteşabih ayetlere tekılıp kalmanın yanlış olduğu anlatılıyor.

 

 

c-                                                                                       مِنْهُ ابْتِغَاء الْفِتْنَةِ  Kur`anı okumaktan amaç, Onunla doğru yolu bulmak ve hidayete ulaşmak olduğu halde, sözkonusu kimseler böyle bir amaçla değil, fitne ve kargaşa çıkarmak, halkı yanıltmak için Kur`anın müteşabih ayetlerine takılıp kalırlar. Elbetteki Kur`an kendisinin fitneye araç yapılmasını istemez ve böyle kimselerin bu tür fiillerini yasaklar.

 

d-                                                                                      تَأْوِيلَهُ Ayetin yasakladığı, müteşabih ayetlerin tefsir ve beyan edilmeleri değil, te`vil edilmeleridir. Kıyameti saati, Muhammed ümmetinin eceli, istikbalde ne gibi hadiselerin meydana geleceği, ve bazı ayetlerde Allahü teala hakkında kullanılan nefs, vecd, yed, istiva gibi kavramlar ve Hz. Isa için sözkonusu edilen Allahın ruhu ve kelimesi gibi ifadelere gelince, bunların anlam ve tefsirleri bilinmekle beraber, mahiyet ve hakikatleri bilinemez. Mesela, Allahü teala`nın arşına istivası malumdur, ancak bunların şekli, mahiyet, nasıllık ve niceliği yani te`vili bilinemez. Zaten Taberi`ni de dediği gibi: „Kulların ne dini, ne de dünyevi bakımdan bu gibi bilgilere hiçbir ihtiyaci yoktur.“[2]

 

 

 

 

 

 DEVAMI»»



[1] Bk. Vahidi, Esbabı Nuzul, 61-62

   Taberi, Ebu Cafer Muhammed bin Cerir, Cami-ul beyan-fi Tefsir-ül Kur`an,  III, 118

   Kurtubi, el-Cami`li Ahkam-il Kur`an, Beyrut 1952,  V, 15

   Ibni Kesir, ebu-l Fida Ismail b.Kesir, Tefsirul Kur`an-il Azim, I, 68-69

[2] Taberi a.g.e III-117

 
  Bugün 1 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=