ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  Gaybi Konularda
 

Gaybi Konularda Ölçü
Hamza Türkmen

 

GİRİŞ

Yaşadığımız çağda ve yeryüzünde Kur’an’a inandığını belirtip, kıbleye yönelen, “La ilahe illallah” lafzını dillendiren, tevhid akidesine bağlı olduğunu söyleyen milyonlarca insan bulunuyor. Kur’an-ı Kerim, insanları felaha çıkartmak amacıyla Hz. Muhammed aracılığı ile evrenin yaratıcısı Rabbimiz katından insanlığa gönderilmiş ilahi bir kurtuluş rehberidir. Kur’an’ın mesajı bütün insanlığa akledilip inanılması; cahillikten ve her türlü zulüm, şirk ve tuğyandan arınılması amacıyla gayb katından indirilmiştir.
Ama bugün kendisine Müslüman diyen milyonlarca insan sosyal, siyasal ve kültürel bir felah içinde değildir. Kur’an’a inandığını iddia eden kitleler hem geleneksel itikadi yanlışların, hem ulusal/millî kutsalların ve kapitalist yaşam tarzının etkisi veya kuşatması altında bulunmaktadır.

Salihlerden ve adil şahitlerden olabilmek için, Kur’ânî mesajın gereğince akledilebilmesi, bunun için de Kur’ânî mesajın gelenekçi-mezhepçi ve modernist gözlüklerden arınılarak kavranması gerekmektedir.
Asıl olan vahyin mesajına, önyargılardan ve aklı mutlaklaştıran yöntemlerden sıyrılarak salim bir akılla yönelebilmek ve kimliğimizi onun açık hükümleri ve ölçüleri ile inşa etme inkılabına ulaşabilmektir.
Benliklerinde bu vahiy inkılabını gerçekleştirebilenler, tevhid ve adalet konusunda doğru bir tanıklığa ve ölüm sonrası hayatı da kazanabilme imkanına kavuşabilirler. İki cihan saadetini/dareyni kazanmanın yolu bu dünyada Allah’a çağıran, salih amellerde bulunan Müslümanlardan (41/33) olmakla elde edilebilir. Önemli olan bu çağrı ödevimizin sahihliği ve amellerimizin vahyi istikamet üzerinde olmasıdır.

Muhammed Sûresi’ndeki “
Ey iman edenler, eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam tutar
.” (47/7) ayetindeki fıtratla barışma konusundaki veya vahyi şahitlik ve adaletle ilgili vaad, sûre bütünlüğü içinde sahih bir iman ve amel şartı ile irtibatlandırılmaktadır.

Sahih bir iman ve sahih bir amel, hayatın yaratılışı, anlamı, akıbeti ve mutlak doğrunun nasıl bilinebileceği sorularının aydınlatılması ile gerçekleşebilir. “Bilgi, inanç, eylem” şiarındaki coşkun anlam ise vahyi bilgi temelli iman-amel bütünlüğüne işaret etmektedir. Rabbimizin razı olacağı bir İslami şahsiyet için, ne vahyin mutlak bilgisine göre şekillenmeyen veya bu bilgiyi aşan veya azaltan bir iman, ne vahyin gaybi bildirim ve ölçüleriyle şekillenmemiş bir amel söz konusu olmalıdır.

Hayatın nasıl yaratıldığı ve nasıl bir anlam taşıdığı, mutlak bilgiye nasıl ulaşılacağı ve ölümün neyi ifade ettiği soruları en temelde fıtrîdir, evrenseldir, kaçınılmazdır. Bu soruların cevabı nasıl olursa olsun, oluşturulan cevap insanın hayat görüşünü ifade eder. Ayrıca bu sorular aklımıza düştüğü zaman Kur’an’la ilişkimizin ciddiyeti belirginleşir. Ayrıca bu soruların cevapları, Kitabımızda olgunluk yaşı olarak belirtilen rüşt yaşına (4/6; 21/51) varıldığında da dikkatle takip edilip araştırılmaya başlanır. Bu temel ve evrensel sorulara ya gereğince akledip tahkik edilerek cevap bulunmaya çalışılır, ya da çevre kültürünü taklit ederek veya aklı kutsayarak cevap üretilmeye başlanır. “
Şimdi Rabbından apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, hiç o kötü ameli kendisine süslü gösterilmiş de heva ve hevesleri ardına düşmüş kimselere benzer mi?
” (47/14) ayeti, hayat görüşünün oluşturulmasında iki farklı eğilim ve tutuma işaret etmektedir.

Rabbimiz hayatın öncesi, anlamı ve sonrası ile ilgili bu temel soruları, yaratılmış olan sınırlı aklımızı kutsayarak veya üretilmiş çevre kültürünü yahut atalar dinini taklit ederek değil, yaratıcı -öğretici- rızıklandırıcı olan Allah’ın hidayet kitabına kulak kabartıp vahyi mesajı idrak ederek cevaplandırmamızı istemektedir. Bu cevabın kaynağı Rabbimiz katından hidayet rehberi olarak Hz. Muhammed’e iletilen ve “
şüphesiz bir gerçek/hakke’l yakîn
” (69/51) olan Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an’da hayat görüşümüzü ifade eden en açık ve özet ifade ise kelime-i tevhid lafzıdır. Yani “La ilahe illallah” hitabıdır.

La ilahe illallah hitabını tekrarlayan insanlar gerçekten dünya görüşümüzün (Tevhid’in) bu sembolik lafzını bilerek ve inanarak ifade etseler, sünnetullah gereği Türkiye’deki ve dünyadaki bütün çirkinliklerin, cahiliyyenin, sapkınlıkların tasfiye süreci başlatılmış olur.

 

İçinde yaşadığımız toplumsal zillet ve hastalıklardan, itikadi, kültürel, siyasi, ekonomik cahiliyyenin bütün türlerinden kurtulmamız; ancak Kur’an temelli bir din anlayışına bağlı olarak, kaynağını ve ölçülerini Kur’an vahyinin gösterdiği sahih bir imana ulaşılarak gerçekleşebilir. Çünkü “iman edenler için hidayet ve şifa” (41/44) kaynağı Aziz Kur’an’dır.

Geleneksel itikadi yanlışların, dayatan kapitalist yaşam tarzının ve ulusal/millî kutsalların Müslümanların kimliğini ve duruşunu bozan ifsadına karşı, hayatın sahibinden geldiği konusunda kesin veya yakîn ifade eden Kur’an bilgisini aklederek doğru bir imana ve bu imanın yönlendirdiği bir pratiğe sahip olunmalıdır. Ancak Kur’an’ın gereğince okunup tahkik edilmesiyle kesin ve sahih bir hayat görüşüne iman mümkün olabilir. Kur’an’ın gereğince okunup tahkik edilmesiyle ulaşılan iman, insanı taklitçilikten, zanni inançlardan, gelenekçi ve modern muharref telakkilerden, vehimlerden ve hurafelerden uzaklaştırır. Ancak Kitabî imanla birlikte sahih bir İslami şahsiyet oluşturulur; haklı bir siyaset, doğru bir eylemlilik ve sosyal şahitlik ikame edilebilir.

Biz Müslümanlar, İslami cemaatler ve Müslüman halklar, Kur’an’a iman ettiğimizi söylediğimiz için Müslümanız. İman esaslarımızı da Rasulullah (s)’ın örnekliğine bağlı olarak, Rasulullah’ın gösterdiği gibi Kur’an’dan öğrenmeliyiz.
Zira Rasulde ayette belirtildiği gibi gaybı bilmediğini ve kendisinin de sadece kendisine vahyedilene uyduğunu belirtmektedir.
(6/50; 7/188) Rasul ve rasulle birlikte olanların gecenin önemli vakitlerinde Kur’an talimi içinde olmaları (73/3, 20) ve insanları talim ettikleri gibi hakka davet etmeleri (12/108) dinin önceliği konusunda bize öncülük etmelidir.

Ancak Kur’an’ın sünnetullah gereği bildirdiği vaadler çerçevesinde bir durum değerlendirmesi yaptığımızda, şu sorular veya sorgulama keyfiyeti önemlidir: Kur’an’a iman etmesi gereken Müslümanlar gerçekten hidayet üzerinde midirler? Veya Kur’an’a imanları, içinde bulundukları itikadi, siyasi, sosyal, kültürel zaaf ve hastalıklarına şifa olabilmekte midir?

Çağımızda Müslümanlar, seküler toplumlar içinde ve vahiy dışı sistemler altında yaşıyorlar. Kimliğimiz çoğu kez yasaklanıyor, itilip kakılıyor. Örneğin sisteminin demokratik olduğu bildirilen Türkiye’de yaşadıklarımız: Çocuklarımıza özgün İslami eğitim vermemiz, resmi alan ve kuruluşlarda başörtülerimiz, Allah’ın indirdiği hükümlerle yaşama isteğimiz yasak. Yasaklar yanında boyun eğdirildiğimiz zorunluluklar da var. Çocuklarımız laik eğitim için sekiz yıllık zorunlu ilköğretime gitmek zorundalar. Genç erkeklerimiz Türk ulusunu ve laik devleti korumak adına askerlik yapmak zorundalar. Ayrıca temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için bizi ekranlarıyla, eğitimiyle, çarşısıyla kuşatan kapitalist sistemin içinde çalışmak zorundayız.

Tüm Müslümanlar olarak bir buhran, çözülme, zayıflık hali; ama aynı zamanda bir kurtuluş arayışı sürecindeyiz. Yasin Sûresi’nde bildirildiği üzere “
Dirileri uyarıp korkutmak için indirilen Kur’an”(36/70) ile Müslümanlar hâlâ sosyal hidayete ve şifaya ulaşabilmiş değiller.

 

Vahiy dışı yasaklar ve dayatmalarla sıkıştırılan, kimlikleri daha da yozlaştırılmak istenen Müslümanlar felaha ermek için hidayet kitapları olan Kur’an’a olan imanlarını gözden geçirmeli, iman iddialarını ve imanlarını yeniden muhkemleştirebilmelidirler.

Kur’an, insanları karanlıklardan aydınlığa ulaştırır. (14/1) Kur’an’ın hitabı şaka veya karşılıksız bir söz değildir. Yeter ki Kur’an’ın umdelerini yeterince kavrayıp imanlaştıralım ve iman etmenin gereğince amel edelim.

                                                                 DEVAMI>>>
 
  Bugün 10 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=