ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  KUR`ANI NASIL OKUMALIYIZ 1
 

c)      Aklederek  okumalıyız: Allahu teala Kur’an-ı Kerim’i aklederek [1] okumamızı tavsiye etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in Arapça indirilmesinin asıl amacıda Arapların kendi dilleriyle gelen bu kitabı anlamaları ve üzerinde akletmeleri içindir. [2]  Allahu teala, Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini aklını kullanan bir toplum için, geniş geniş ve türlü misallerle açıklamıştır. Çünkü, Kur’an-ı Kerim, akıl ve basiret sahiplerine hitap eden ilahi bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’in içerisindeki ayetler; temiz akıl sahiplerine, (Ulul elbab)  [3] basiret sahiplerine, (Ulul ebsar) [4] ve aklı selim sahiplerine  (Ulu’n nüha)   [5]   açıklanmıştır. [6]  Kur’an; muhataplarına, Akletmez misiniz?  [7]  Düşünmez misiniz?  [8] gibi sorular sorarak muhataplarını akletmeye teşvik etmiştir. Ancak, bu ayetlere rağmen insanların akıllarını pek fazla kullanamayacakları da yine Kur’an’da açıklanmaktadır. [9]  Kur’an-ı Kerim; bu kadar uyarılara rağmen aklını kullanmayan ve düşünemeyen toplulukların [10]   bireylerini  hayvandan daha sapık olarak değerlendirmiş [11] ve onların düşünemedikleri için ateşe gireceklerini belirtmiştir. [12]

Kur’an-ı Kerim’deki en önemli konulardan bir tanesi aklın kullanılmasıdır. Bunu dikkate almayan geleneksel İslami anlayışta, aklın kullanımı sınırlandırılarak akla pranga vurulmuştur. Gelenekçi anlayışa mensup bazı tipler, aklın kullanılmasını tavsiye eden birçok ayeti görmemiş, Kur’an-ı Kerim’deki “Hevasını ilah edinen kimseyi gördün mü? Onun üstüne sen mi bekçi  olacaksın!”  [13] ayetini görmüştür. Halbuki hevaya [14] tabi olmakla aklı kullanmak aynı şeyler değildir. Aklını kullanmaktan korku duyan tipler,  aklı kullanılmasını hevaya tabi olmak şeklinde değerlendirmişlerdir. Bu tipler Kur’an-ı Kerim’e önyargısız yaklaşsalardı, Allahu teala’nın aklı kullanmayı emrederken, hevaya tabi olmayı yasakladığını görürlerdi. Bu zihniyete mensup olanlardan bazıları da “Şeytanda aklını kullandı ve sapıttı, aklını kullananın ayağı kayabilir” diyorlar. Bu iddia saçmadır. Çünkü, hikaye türü bilgiler terk edilip de Allah’ın kitabına müracaat edilse şeytanın sapma sebebinin akletmesi değil, kibirli olması olduğu rahatlıkla görülecektir. [15]

Allahu teala; Kur’an-ı Kerim’de kullarının aklını kullanmasını ısrarla tavsiye etmiş ve  insanların akıllarını kullanmamalarına sebep olabilecek engellerden bahsetmiştir. Kur’an-ı Kerim,de menfaat sebebiyle ortaya çıkan heva engelinden, [16] cehalet sebebiyle ortaya çıkan taklitçilik engelinden [17] ve korku sebebiyle ortaya çıkan güçlülere boyun eğme engelinden [18] bahsedilmiştir. Hemen hemen her sayfasında insanı düşünmeye, aklını kullanmaya yönlendiren bir kitabın, aklı devre dışı bırakarak anlaşılması mümkün olamayacağından, aklı kullanmamıza engel olacak olan yukarıdaki engelleri mutlaka aşmalıyız. Aksi takdirde Allah’ın kitabını anlamamız mümkün olmayacaktır.   

e)      Fıkhederek  okumalıyız: Kuran'ın mesajını, derin kavrayış yeteneğine sahip olan ve fıkheden [19] insanlar anlayacaktır. Kur’an-ı Kerim dinde derin anlayışa sahip insanların ve toplumların anlamaları ve üzerinde düşünmeleri için gönderilmiştir. Allahu teala, ayetlerini, fıkheden bir topluma,[20] fıkhetmeleri için açıklamıştır. [21]  Kur’an-ı Kerim’de,  Şuayb peygamberin Medyen halkına [22] kendi dillerinde ilahi mesajı iletmesine rağmen, kavminin  fıkhetmedikleri açıklanmaktadır. [23]  Peygamberlerinin kendi dillerinde getirdiği mesajları elbette Şuayb peygamberin kavmi duyup, işitmesine rağmen fıkhetmiyorlardı. Kur’an-ı Kerim’e göre, Kafirlerin kalplerinde perde olduğundan dolayı, onlar fıkhetmez, yani iyiden iyiye gerçeği anlamazlar. [24]

f)        Hissederek okumalıyız. Kur’an-ı Kerim’i okurken O’nu hissederek okumalıyız. Hissederek okuma denince;  aklın ve kalbin uyanık tutulduğu okuma şekli anlaşılmalıdır. Kur’an-ı Kerim’i sadece bilgi sahibi olmak için okuyanlar, sadece akademik bir kariyer edinmek için okuyanlar, sadece çevresindeki insanlarla tartışmak için okuyanlar duygu ve histen yoksun bir şekilde O’na yaklaştıklarından gereği  gibi O’ndan faydalanamayacaktır.  Kur’an’ın indiriliş gayesine uygun olmayacak şekilde O’nu okuyan ve O’nu geçim vasıtası haline dönüştüren, O’nu dirilerin kitabı olmaktan çıkartarak ölülerin kitabına dönüştüren kişilerin de O’ndan faydalanabilmesi mümkün değildir.

 

4.Kur’an’ı tedricilik mantığını dikkate alarak okumalıyız.  Kur’an-ı Kerim yaklaşık 23 yılda tamamlanmış bir kitaptır. O’nun ayetlerinin bazıları savaş zamanında bazıları barış zamanında nazil olmuştur. O’nun ayetlerinin bir kısmı Mekke’de, bir kısmı da Medine’de nazil olmuştur. O’nun ayetlerinin bir kısmı geçmiş ümmetlerden bir kısmı ise Muhammed ümmetinden bahsetmektedir. O’nun ayetleri, itikadi, ameli ve ahlaki hükümler içermektedir. Bu kadar kapsamlı konuları ihtiva eden Kur’an-ı Kerim’in sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi için O’nun tedricilik ilkesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Kur’an ferdin ve toplumun değişiminde tedricilik ilkesini esas almıştır.

Mesela; ilk inen ayetlerde; kafirlere itaat etmemek, onların eziyetlerine sabretme…vb yüklenmişken uzun bir zaman geçtikten ve Müslümanlar cihad için hazır olduktan sonra cihad emri gelmiştir.  Bu örnek, Kur’an’ın getireceği nihai hükmü, belirli aşamalardan geçtikten sonra ortaya koyacağını göstermektedir.  

Bir müslümanın Kur’an’ın tedricilik ilkesini anlayabilmesi için, O’nun surelerini  nüzul sırasına göre okuması gerekir. Bu şekilde okunduğunda hem tedricilik mantığı dikkate alınmış olur, hem de İslam’ın teşri tarihi daha iyi anlaşılmış olur. Bu mantığı dikkate alarak Kur’an’a yaklaşanlar O’nun ayetlerini azar azar anlayarak okumalıdırlar. Böyle okunduğunda fert ve toplum için zararlı olan bir davranışın hangi aşamalardan geçtikten sonra yasaklandığı ortaya çıkar. Mesela; içki çeşitli aşamalar sonucunda nihai olarak yasaklanmıştır. İçkinin yasaklanmasıyla alakalı çeşitli aşamalardan bahseden ayetlere, tedricilik mantığı dikkate alınarak bakıldığında olayın mahiyeti daha iyi anlaşılmış olur.  Eğer tedricilik mantığı dikkate alınmazda ayetler üç-beş günde okunup bitirilmeye çalışılırsa Kur’an ayetleri eksik veya yanlış anlaşılır, yani sağlıklı anlaşılamaz. O’nu, bir iki yıl gibi uzun bir zaman diliminde nüzul sıralamasına göre azar azar okursak daha sağlıklı ve daha iyi anlamış oluruz.

Eski alimlerin büyük bir çoğunluğu,  Kur’an ayetlerini tedricilik esası yerine nasih-mensuh usulüyle anlamaya çalışmışlardır. Bu yaklaşımı savunanlar  O’nun bir kısım ayetlerini devre dışı bırakmak zorunda kalmışlardır. Bize göre bu usule göre ayetleri anlayanlar; tedricilik ilkesi gereği birbirini tamamlayan ayetlerin birbirlerini nesh ettiğini zannetmişlerdir. Biz onların görüşlerine katılmıyoruz. 

 


[1] - Akletmek: Öğrenilen şeyler üzerinde kafa yorarak belli sonuçlara varmaktır.

[2] -“Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ki anlayasınız.” Yusuf suresi 2. Ayet

Biz, düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur’an yaptık.” Zuhruf suresi 3. ayet

[3] - “...Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz!” Bakara suresi 269. Ayet Al-i İmran suresi 7. Ayet

“...Ancak temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alırlar.” Ra’d suresi 19. Ayet Zümer suresi 9. ayet

[4] -“...Bunda basiret sahipleri için ibretler vardır.” Al-i İmran suresi 13. Ayet

“...Ey basiret sahipleri(Ulu’l ebsar) ibret alın.” Haşr suresi 2. ayet

[5] -Ulu’n nüha: Akıl sahibi, uyanık ve iyi görüşlü kimselerdir. Bu kimseler çeşitli çirkinliklerden uzak, takva sahibi kimselerdir. Kur’an; ancak bu özelliklere sahip kişilerin, Kur’an’dan gerekli ders ve ibreti çıkarabileceklerini söyler.

[6] -“...Doğrusu bunda akıl sahipleri(Ulu’n nüha)  için ibretler vardır.” Taha suresi 54. Ayet

[7] -“...Aklınızı kullanmıyor musunuz?” Hud suresi 51. Ayet Bakara suresi 44. Ayet  Enbiya suresi 10 ve 67. Ayetler Mü’minun suresi 80. Ayet Kasas suresi 60. ayet

[8] “...Düşünmüyor musunuz?” Al-i İmran suresi 65. Ayet En’am suresi 32. Ayet  A’raf suresi 169. Ayet Yunus suresi 16. Ayet Yasin suresi 62. Ayet Saffat suresi 138. ayet

[9] -“... İnkar edenler, Allah’a yalan uyduruyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.” Maide suresi 103. ayet

[10] -“....Onlar düşünmez bir topluluktur.” Haşr suresi 14. Ayet

[11] -Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini, düşündüklerini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar, yolca (hayvanlardan) daha sapıktır.Furkan suresi 44. ayet

[12] -“Ve dediler ki: “Eğer söz dinleseydik, yahut düşünseydik, şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!” Mülk suresi 10. ayet

[13] -Furkan suresi 43. ayet

[14] -Heva: İlme tabi olmayan arzu ve isteklerdir.

[15] - Sa’d suresinin 71. ayetinden  75. ayetine kadar bakıldığında İblisin aklını kullandığı için değil de, büyüklük tasladığından dolayı secde etmediği görülecektir. 

[16] -“…Hevana tabi olmaki, bu seni Allah yolundan saptırır…”  Sa’d suresi 26. ayet

[17] -“Yoksa bundan önce bir kitap vermişiz de onamı sarılıyorlar?  Hayır, (ne bilgileri var ne de kitapları). Sadece:Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, bizde onların izlerinde gidiyoruz” dediler.”  Zuhruf suresi 21-22. ayetler

[18] -Ve dediler ki: “Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılarAhzab suresi 67. ayet

[19] - Fıkıh: İnce anlayış ve derin anlayış anlamında kullanılır Bir şeyi gereğince anlamak, bilinenden hareketle bilinmeyeni elde etmektir. 

[20] -“...Fıkheden bir toplum için ayetleri iyice açıkladıkEn’am suresi  98. ayet

[21] - “...Bak, Fıkhetsinler diye ayetleri nasıl açıklıyoruz.”  En’am suresi 65. ayet

[22] -“...Şuayb(a) Medyen halkına “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Eksik ölçüp tartmayın...”Hud suresi 84. ayet

[23]<font color="#0000

 
  Bugün 1 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=