ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  Zaman'ın iki yüzü
 
Zaman'ın iki yüzü
 
 
Katolik Batı kültürünün "Sevgililer Günü" (Valentine's Day) kutlamalarına yayınladığı ekle çanak tutan Zaman, diğer yandan da bunun "Batı kültüründen gelen ve tüm dünyaya tüketim çılgınlığı yaşatmak için empoze edilen bir gün" olduğu itirafında bulundu.



 

İslam ve Hayat

Bir cemaat yayın organı olarak bilinen Zaman gazetesi, son yıllarda neredeyse ölçü ve sınır tanımaz bir yayıncılık anlayışına yönelmiş bulunuyor.

28 Şubat dönemine kadar, yılbaşı kutlamalarına karşı büyük kampanyalar düzenleyen, afişler basıp dağıtan, belli İslami duyarlılıkları yaşatmaya çalışan Zaman, geçirdiği değişimler sonucu artık bırkalım karşı çıkmayı, müsrif ve müfsid Batı kültürünün çanakçılığını yapan bir yayıncılık yapmaya başladı. İşin ilginci ise, artık kimse bu tür yayınlara tepki bile göstermiyor.

Birkaç yıldır, İslam'ın şiddetle yasakladığı faizle çalışan bankaların reklamlarını almaya başlayan, kadın istismarına dayalı tekstil reklamlarına boy boy yer vermekten imtina etmeyen Zaman, son iki yıldır da Katolik Batı kültürünün "Sevgililer Günü" (Valentine's Day) kutlamaya iştirak etmeye başladı. Üstelik de aynı günkü nüshasında kendisiyle çelişerek!

Bir tarafta "Sevgililer Günü" eki veren ve konuyla ilgili yazılar yayınlayan Zaman, diğer taraftan da Aile-Sağlık köşesinde yine bu kültürün peşine takılıp "Sevgiliye en güzel hediye, tatlı sözler ve samimi mektuplar" başlıklı bir yazı yayınlıyor fakat yazının daha ilk cümlesinde şu itirafta bulunarak:

"14 Şubat, Batı kültüründen gelen ve tüm dünyaya tüketim çılgınlığı yaşatmak için empoze edilen bir gün."

"Zaman'ın ikiyüzü" mü diyelim, "ikiyüzlü Zaman" mı diyelim!

Artık kimsenin bu tür sapmaları eleştiri konusu yapmadığı, herkesin birbirini idare ettiği bu ortamda, biz "iyiliği emr, kötülükten nehy" sorumluluğumuzu sürdürmeye devam edeceğiz inşaallah. Bazı Müslümanlar bu sorumluluğu "Müslümanlarla uğraşmak" diyerek mahkum etme gibi talihsiz bir tutuma yönelmiş olsa da...





--------------------------------

Yeni Şafak'ta şimdi de kumar reklamı
 
 
Değiştirmek için yola çıkıp "köprüyü geçen kadar" diye başlayan değişimlere kendilerini kaptıranların değişimi snınır tanımadan sürüyor. "Türkiye'nin Birikimi" sloganıyla yayın yapan Yeni Şafak gazetesi, yayınladığı reklamla tüm "birikimini" bir kumar oyunu olan İDDAA'ya yatırmış oldu!



 

Değiştirmek için yola çıkıp "köprüyü geçen kadar" diye başlayan değişimlere kendilerini kaptıranların değişimi snınır tanımadan sürüyor. "Türkiye'nin Birikimi" sloganıyla yayın yapan Yeni Şafak gazetesi, yayınladığı reklamla tüm "birikimini" bir kumar oyunu olan İDDAA'ya yatırmış oldu!

Kumara yatırılan "birikim"

Yeni Şafak gazetesi 2006 yılında  faizle işlem yapan Yapı Kredi Bankası'nın tam sayfa reklamını yayınlamış, bir süre sonra ise  tam sayfa Şekerbank reklamı yayınlayınca okurlarından bir hayli tepki toplamıştı. Yılbaşı özel ekleri ve "sevgililer günü" derken, bu sefer de resmi bir kumar oyunu olan "İDDAA"nın reklamı yayınlandı.

Yeni Şafak gazetesi ve yazarları düne kadar (ve hala) bahis oyunlarının haramlığını yazıp çizen ve geçmişte bu konudaki hassasiyetiyle bilinen bir gazete olarak bili. Gazetenin bugünkü nüshasında yer alan "İDDAA" reklamına gazete okurlarının tepki gösterdiği ifade ediliyor. Spor sayfasında yarım sayfa olarak giren resmi kumar "İDDAA" reklamı için gazete yetkililerinin muhafazakar okur kitlesine nasıl bir açıklama yapacağı merakla bekleniyor. (İslam ve Hayat / Marmara Haber)



------------------------------------------------------------------


Ülke TV ekranında niye hiç başörtülü yok?
 
 
Kanal 7'nin yan kuruluşu olan Ülke Tv başörtüsüne ekranlarını kapattı. Hatta daha da ileri gidip, "ekranların ilk başörtülü sunucusu"nu başı açık olarak ekrana çıkararak cahiliye medyasını mest etti. Hakan Albayrak'ın Yeni Şafak'ta yer alan bugünkü yazısı Ülke Tv'ye dair. İşte "Ülke TV ekranında niye hiç başörtülü yok?" başlıklı yazı:


 

Değiştirmek için yola çıkıp da kendileri değişenlerin değişimi sınır tanımadan sürüyor. Kanal 7 ve STV ilk kurulduklarında kadın ve cinsellik istismarına dayalı reklam ve programlardan uzak durma iradesi gösteriyorlar, banka reklamlarını kapıdan içeri koymuyorlardı. Lakin sonra ne olduysa cinsellik istismarına da, faize de kapılarını ardına kadar açtılar. Ve şimdi... Kanal 7'nin yan kuruluşu olan Ülke Tv başörtüsüne ekranlarını kapattı. Hatta daha da ileri gidip, "ekranların ilk başörtülü sunucusu"nu başı açık olarak ekrana çıkararak cahiliye medyasını mest etti. Hakan Albayrak'ın Yeni Şafak'ta yer alan bugünkü yazısı Ülke Tv'ye dair. İşte "Ülke TV ekranında niye hiç başörtülü yok?" başlıklı yazı:   

Ülke TV ekranında niye hiç başörtülü yok?

Hakan Albayrak / Yeni Şafak

Kanal 7'nin yan kuruluşu olan Ülke TV'nin gazetelerde yayınlanan reklamını görünce beynimden vurulmuşa döndüm.

Reklamda arz-ı endam eden sekiz hanım sunucu/moderatör arasında bir tane bile başörtülü yer almıyor!
Zaten Kanal 7'de de başörtülü bir sunucu/moderatör yok artık.
Halbuki bu kanal, 14 sene evvel, başörtülü bir haber sunucusuyla yayın hayatına atılarak devrim yapmıştı.
Revizyonizmin bu kadarına pes doğrusu!
* * *
Sözüm sadece Kanal 7 ve Ülke TV yöneticilerine değil.
'Muhafazakâr Demokratlar'ın kontrolündeki (?) başka televizyon kanallarında da başörtülülere ekran görevi vermekten imtina ediliyor.
Sorsanız, başörtülülere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmasına isyan ettiklerini söyleyeceklerdir…
'Ayrımcılığa son!' diyeceklerdir…
Türkiye'nin laikçi asabiyeti aşıp normalleşmesini savunduklarını iddia edeceklerdir…
Ama başörtülülerin ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü mevcut anormal durumun 'gereğini' yapmaktan da geri durmuyorlar işte.
'Marjinal' damgasını yememek, 'herkese' hitap etmek, 'genel kabul' görmek için başörtülüleri ekrandan uzak tutuyorlar.
Başörtüsünün 'marjinal', 'genel kabule mugayir', 'acayip', 'irite edici', hatta 'ürkütücü' bir şey olduğunu vazeden laikçi zihniyete boyun eğiyorlar.
Aşırı laikçilerin “kamusal alan” hassasiyeti gibi bir şeyle karşı karşıyayız.
Başörtülüler belki yönetmen veya yapımcı olabilirler, ama “kamusal alan”a -ekrana- çıkamazlar! (Çıkarlarsa kanalın fiyakası bozulur, modern imajı sarsılır!)
Yok yok, günahlarını almayalım; program konukları ve seyircileri arasında başörtülülere de rastlanıyor… Başörtülüler sadece sunucu/moderatör konumunda bulunamıyor…
Demek ki ılımlı laikçilerin yaptığı “kamusal alanda hizmet alan/hizmet veren” ayrımı gibi bir şey söz konusu!
* * *
Yazıklar olsun diyorum, başka da bir şey demiyorum.
Şimdilik!
 
  Bugün 8 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=